Bilgisayarı Kim İcat Etmiştir? Bilgisayarı Bulan Kimdir?

Bilgisayar, belirli komutlara göre veri işleyen bir makinedir.

Bilgisayarlar çok farklı biçimlerde karşımıza çıkabilirler. 20. yüzyılın ortalarındaki ilk bilgisayarlar büyük bir oda büyüklüğünde olup, günümüz bilgisayarlarından yüzlerce kat daha fazla güç tüketiyorlardı. 21. yüzyılın başına varıldığında ise bilgisayarlar bir kol saatine sığacak ve küçük bir pil ile çalışacak hâle geldiler. Toplumumuz kişisel bilgisayarı ve onun taşınabilir eşdeğeri, dizüstü bilgisayarını, bilgi çağının simgeleri olarak tanıdılar ve bilgisayar kavramı ile özdeşleştirdiler.

Ancak, günümüzde en yaygın olarak kullanılan bilgisayar türü, gömülü bilgisayarlardır. Gömülü bilgisayarlar küçük boyutlu olup genelde diğer aygıtların denetiminde kullanılırlar. Savaş uçaklarında, çamaşır makinelerinde hatta oyuncaklarda da bulunurlar.

İstenilen programı kayıt edip istenilen zamanda çalıştırabilmeleri bilgisayarları çok yönlü kılıp hesap makinelerinden ayıran ana özellikleridir. Church-Turing tezi bu çok yönlülüğün matematiksel ifadesidir, ve herhangi bir bilgisayarın bir diğer bilgisayarın görevlerini yerine getirebileceğinin altını çizer. Dolayısıyla, karmaşıklıkları ne düzeyde olursa olsun, cep bilgisayarından süper bilgisayarlara kadar, bellek ve zaman kısıtı olmadığı takdirde hepsi aynı görevleri yerine getirebilirler.

Bilgisayar tanımının esnekliği ve zaman içerisindeki değişim süreci dolayısıyla ilk bilgisayarı saptamak güçtür. Geçmişte bilgisayar olarak bilinen birçok aygıt günümüz ölçütlerine göre bu tanımı hak etmemektedirler.

BaÅŸlangıçta bilgisayar sözcüğü hesaplama sürecini kolaylaÅŸtıran nesnelere verilen bir ad konumundaydı. Bu ilk dönemin bilgisayar örnekleri arasında sayı boncuÄŸu (abaküs) ve AntiKitira Makinesi (M.Ö. 150-100) sayılabilir. Yüzyıllar sonra, OrtaçaÄŸ sonundaki yeni bilimsel keÅŸifler ışığında, Avrupalı mühendisler tarafından geliÅŸtirilen bir dizi makinesel hesaplama aygıtlarının ilki ise, Wilhelm Schickard’a (1623) aittir.

Ancak, programlanabilir (veya kurulabilir) olmamaları nedeniyle bu aygıtların hiç biri günümüz bilgisayar tanımına uymamaktadır. 1801 yılında Joseph Marie Jacquard’ın dokuma tezgâhındaki iÅŸlemi özdevinimleÅŸtirmek (otomatikleÅŸtirmek) adına ürettiÄŸi delikli kartlar ise bilgisayarların geliÅŸme sürecindeki, kısıtlı da olsa, ilk programlanabilme (kurulabilme) izlerinden sayılır. Kullanıcının saÄŸladığı bu kartlar sayesinde, dokuma tezgâhı kart üzerindeki delikler ile tarif edilen çizime iÅŸleyiÅŸini uyarlayabiliyordu.

1837 yılında Charles Babbage, adını Analytical Engine (Çözümlemeli veya analitik makine) koyduğu, ilk tam programlanabilir makinesel bilgisayarı kavramsallaştırıp tasarladı. Ancak parasal nedenler ve üzerindeki çalışmalarının sonlanamaması nedeniyle bu makineyi geliştirmedi.

Delikli kartların ilk büyük ölçekli kullanımı ise Herman Hollerith tarafından, 1890 yılında muhasebe iÅŸlemlerinde kullanılmak üzere tasarlanan hesap makinesidir. Hollerith’in o dönemde baÄŸlı olduÄŸu iÅŸletme ise sonraki yıllarda küresel bilgisayar devine dönüşecek IBM’dir. 19. yüzyılın sonlarına varıldığında, gelecek yıllarda biliÅŸim donanım ve kuramlarının geliÅŸimine büyük katkıda bulunacak uygulayımlar (teknolojiler) ortaya çıkmaya baÅŸlamıştılar: delikli kartlar, Boole cebiri, boÅŸluk tüpleri ve teletip aygıtları.

20. yüzyılın ilk yarısında ise, birçok bilimsel gereksinim, gittikçe karmaşıklaşan örneksel (analog) bilgisayarlar ile giderildiler. Ancak günümüz bilgisayarlarının yanılmazlık düzeyinden hâlâ uzaktılar.

1930′lar ve 1940′lar boyunca bilgisayar uygulayımı geliÅŸmeye devam etti, ve sayısal elektronik bilgisayar’ın ortaya çıkışı ancak elektronik devrelerinin buluÅŸundan (1937) sonra gerçekleÅŸebildi. Bu dönemin önemli çalışmaları arasında aÅŸağıdakiler sayılabilir:

Konrad Zuse’nin “Z makineleri”. Z3 (1941) ikili sayı tabanına dayalı iÅŸleyip, gerçel sayılar ile iÅŸlem yapabilen ilk makinedir. 1998 yılında Z3′ün Turing uyumlu olduÄŸu kanıtlanmış ve böylece ilk bilgisayar unvanını edinmiÅŸtir.
Atanasoff-Berry Bilgisayarı (1941) boşluk tüplerine dayalı olup, ikili sayı tabanının yanı sıra, sığaç tabanlı bellek donanımına sahipti.
İngiliz yapımı Colossus Bilgisayarı (1944), kısıtlı programlanabiliriÄŸine (kurulabilirliÄŸine) raÄŸmen, binlerce tüp kullanımının yeterince güvenilir bir sonuç verebileceÄŸini göstermiÅŸtir. 2. Dünya Savaşı’nda Alman silahlı kuvvetlerinin gizli iletiÅŸimlerini çözümlemek için kullanılmıştır.
Harvard Mark I (1944), kısıtlı kurulabilirliğe sahip bir bilgisayar.
ABD Ordusu tarafından geliştirilen ENIAC (1946), onluk sayı tabanına dayalı olup ilk genel kullanım amaçlı eletronik bilgisayar unvanına sahiptir.
ENIAC’ın olumsuz yanlarını saptayan geliÅŸtiricileri, daha esnek ve zarif bir çözüm üzerinde çalışıp, artık saklı program mimarisi veya daha çok von Neumann mimarisi olarak tanınan tasarımı önerdiler. Bu tasarımdan ilk olarak John von Neumann (1945) yılında gerçekleÅŸtirdiÄŸi bir yayında söz etmesinden sonra, bu mimariye dayalı olarak geliÅŸtirilen bilgisayarlardan ilki İngiltere’de tamamlandı (SSEM). Aynı mimariye bir yıl sonra kavuÅŸan ENIAC’a ise EDVAC adı verildi.

Günümüz bilgisayarlarının neredeyse tamamının bu mimariye uyumlu hâle gelmesi ile bilgisayar sözcüğünün tanımı olarak da kullanılmaktadır. Dolayısı ile bu tanıma göre geçmiÅŸteki aygıtlar bilgisayar olarak sayılmasalar da, tarihsel baÄŸlamda yine de o biçimde anılmaktadırlar. Her ne kadar 1940′lardan bu yana bilgisayar uygulayımı köklü deÄŸiÅŸiklikler geçirmiÅŸ olsa da, çoÄŸunluÄŸu von Neumann mimarisine sadık kalmıştır.

BoÅŸluk tüpüne dayalı bilgisayarlar 1950′ler boyunca kullanımda kaldıktan sonra, 1960′larda daha hızlı ve ucuz olan geçirgeç (transistör) tabanlı bilgisayarlar yaygınlık kazandı. Bu etkenlerin sonucunda bilgisayarların daha önce görülmemiÅŸ bir düzeyde toplu üretimine geçirildi. 1970′lere varıldığında tümleÅŸik devre uygulayımı ve Intel 4004 gibi mikroiÅŸlemcilerin geliÅŸtirilmesi sayesinde bir kez daha büyük bir baÅŸarım ve güvenilirlik artışının yanı sıra, maliyet düşüşü de yaÅŸandı. 1980′lerde artık bilgisayarlar, çamaşır makinesi gibi günlük hayat kullanımındaki birçok makinesel aygıtın denetleyici donanımlarındaki yerlerini almaya baÅŸlamışlardı. Yine aynı dönemde, kiÅŸisel bilgisayarlar yaygınlık kazanıyorlardı. Son olarak 1990′lardaki bilgisunarın (Internet) geliÅŸimi ile de bilgisayarlar artık televizyon ve telefon gibi alışılmış birer aygıt hâline gelmiÅŸlerdir.

Benzer Konularımız

Bilgisayarı Kim İcat Etmiştir? Bilgisayarı Bulan Kimdir? yazısına ait etiketler :
Bilgisayarı Kim İcat Etmiştir? Bilgisayarı Bulan Kimdir? yazısında telif haklarına ve yasalara aykırı bir bilgi veya link bulunuyorsa lütfen buradan iletişime geçiniz.

Tutmayın beni... Yorum yazcam.

Yorum ekleye bilir yada yazı için geri bildirim gönderebilirsiniz..Bu yazı için yorumlarına abone ol: subscribe to these comments RSS.

 

Yorum içerisinde kullanabileceğiniz Html tagları :
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Yazıya yorum yazdığınızda yorumunuzun hemen yanında bir Gravatarınız yayınlanacaktır.Hani benim Gravatarım?.

Security Code: