<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Pc Rehberi</title>
	<atom:link href="http://www.pcrehberi.org/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.pcrehberi.org</link>
	<description>Bilişim ve Teknoloji  Rehberiniz</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Sep 2010 10:15:22 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Yazıcı (Printer) Nedir? Nasıl Çalışır?</title>
		<link>http://www.pcrehberi.org/06/09/2010/bilgisayar-temel-bilgileri/yazici-printer-nedir-nasil-calisir.html/</link>
		<comments>http://www.pcrehberi.org/06/09/2010/bilgisayar-temel-bilgileri/yazici-printer-nedir-nasil-calisir.html/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 10:15:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgisayar Temel Bilgileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.pcrehberi.org/?p=3948</guid>
		<description><![CDATA[Yazıcı Çeşitleri
1. Papatya Çarklı Yazıcılar.
Papatya çarklı yazıcılar, mükemmel baskı kalitesi sağlarlar ve karbon kopya çoğaltabilirler. Baskı sırasında kullanılan teknik bakımından daktiloya en çok benzeyen bu yazıcı türünün basabileceği bütün şekiller papatyaya benzeyen bir yazıcı kafa üzerinde yer alır. Baskı çarkı denilen çarkın üzerinde 92 (bazen daha fazla) karakter yerleştirilmiştir. Bir elektro-mıknatıs tarafından hareket ettirilen bir çekiç ile bu kabartma karakterler kağıt üzerine basılır. Arada bulunan mürekkepli şeridin izi kağıda basılmış olur. Bu yazıcılar grafikleri ve farklı yazı tiplerini ancak özel bir grafik baskı çarkıyla basabilirler.
Yeni şekiller için yeni yazma kafaları ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yazıcı Çeşitleri</p>
<p>1. Papatya Çarklı Yazıcılar.</p>
<p>Papatya çarklı yazıcılar, mükemmel baskı kalitesi sağlarlar ve karbon kopya çoğaltabilirler.<span id="more-3948"></span><a href="http://www.pcrehberi.org/06/09/2010/bilgisayar-temel-bilgileri/yazici-printer-nedir-nasil-calisir.html/attachment/1-6/" rel="attachment wp-att-3949"><img src="http://www.pcrehberi.org/wp-content/uploads/2010/09/11-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" class="alignnone size-medium wp-image-3949" /></a> Baskı sırasında kullanılan teknik bakımından daktiloya en çok benzeyen bu yazıcı türünün basabileceği bütün şekiller papatyaya benzeyen bir yazıcı kafa üzerinde yer alır. Baskı çarkı denilen çarkın üzerinde 92 (bazen daha fazla) karakter yerleştirilmiştir. Bir elektro-mıknatıs tarafından hareket ettirilen bir çekiç ile bu kabartma karakterler kağıt üzerine basılır. Arada bulunan mürekkepli şeridin izi kağıda basılmış olur. Bu yazıcılar grafikleri ve farklı yazı tiplerini ancak özel bir grafik baskı çarkıyla basabilirler.</p>
<p>Yeni şekiller için yeni yazma kafaları imal etmek gerekir. Yavaş olarak çalışırlar. Bir karakteri tek bir vuruşta basmalarına rağmen papatya çarkının dönüş hızından dolayı çok yavaş kalır.</p>
<p>Baskı kaliteleri elektrikli bir daktilo kalitesinden farksızdır. Daktilo ile akrabalıklarından ötürü çoğu papatya çarklı yazıcı bilgisayardan bağımsız bir daktilo olarak kullanılabilecek şekilde üretilirler</p>
<p>2.Nokta Vuruşlu Yazıcılar.</p>
<p>Mevcut yazıcı türleri içinde en ucuzu olduklarından en yaygın kullanılan yazıcılardır. Kimi kaynaklarda “iğneli yazıcı” yada “matris yazıcı” (dot matrix printer) diye adlandırılan bu yazıcıların yazma kafası bir matris şeklinde dizilmiş küçük iğneciklerden (yada mikro çekiçlerden) oluşur.</p>
<p>Yazıcı kafası bir adım motoru tarafından bir dişli kayış yada daha farklı bir yöntemle yatay olarak hareket ettirilir. Bu sayede yazıcı kafa yatayda istenilen her konuma getirilebilir. Dikey doğrultuda kafa hareket etmez bunun yerine kağıt dikey doğrultuda hareket eder.</p>
<p>Bilgisayardan gelen sinyale bağlı olarak kafanın içindeki elektro-mıknatıslar yardımıyla bu çekiçlerin bazıları öne çıkar, aynen daktiloda olduğu gibi, mürekkepli bir şerit üzerinde nokta vuruşlarla şekil tanımlanır. Fakat nokta vuruşlu yazıcının daktilodan çok önemli bir farkı var; yazma kafaları basılabilir bir şekil içermediği için istenildiği takdirde programlama yolu ile yeni şekillerin tanımlanması mümkündür. Çünkü kafa üzerindeki çekiçlerden (iğnelerden) hangisinin harekete geçeceği bilgisayarın kontrolündedir. Daktilolardan ikinci farkı ise, yazıcı kafanın her iki yönde yani hem soldan sağa hem de sağdan sola hareket etmesidir.</p>
<p>Bugün 9 ve 18 iğneli yazıcılar kullanılmaktaysa da genellikle 24 iğneli matris yazıcılar tercih edilmektedir. İğne sayısının artışı tekbir karakteri daha fazla nokta vuruşuyla oluşturmayı, dolayısıyla birim alan daha fazla nokta sığdırabilmeyi mümkün kılar. 9 iğneli yazıcılarda ortalama çözünürlük 216 x 240 dpi (Dot Per Inch) civarındadır. 9 iğneli yazıcılar her karakter için dikeyde 9 nokta veya daha çok 7 nokta kullanırlar. Buna karşın 24 iğneli yazıcılarda 21 ya da 20 iğne kullanılır.</p>
<p>Nokta vuruşlu yazıcılar her bir karakteri noktalardan oluşmuş bir matris kullanırlar.</p>
<p>Nokta vuruşlu yazıcıların en büyük dezavantajı, yazı kalitesinin düşük olmasıdır. Bir nokta vuruşlu yazıcıdan çıkan metinlerde karakterlerin çeşitli noktaların yan yana getirilmesinden oluştuğu hemen görülür. Bunu telafi etmek için bazı matris yazıcılar “near letter qality” diye adlandırılan baskı tarzı seçeneğini sunarlar. Bu yöntemde her satır iki kere üst üste yazılır. Ama ikinci yazışta yazıcı kafası biraz kaydırılır ve böylelikle karakteri oluşturan noktalar arasındaki boşluklarda doldurulmaya çalışılır. Bu baskı kalitesini artırır fakat baskı hızını düşürür. Aynı iğnelerin çift vuruş yapmasıyla BOLD karakterler elde edilir. İtalik karakterler içinse farklı iğneler matrisi kullanılır.</p>
<p>Nokta vuruşlu yazıcıların renkli olanları da vardır. Yazma şeritleri birkaç renkten oluşan modeller renk gerektiren grafikler için kullanılır. Genellikle Siyah, Kırmızı, Mavi, Sarı bantlar taşıyan şerit, değişik renkler gerektiğinde aşağı yukarı hareket ettirilir. Renkli Nokta vuruşlu yazıcılar sınırlı sayıda renkleri elde etmek için kullanılır. Nokta vuruşlu yazıcılar kenarlarında delikler bulunan “sürekli form” adı verilen kağıtlara baskı yapabildikleri gibi normal kağıtta kullanabilirler.</p>
<p>3.Mürekkep Püskürtmeli Yazıcılar.</p>
<p>Mürekkep püskürtmeli yazıcılarda nokta matrisli yazıcılardan dır. Ancak bu yazıcılar şerit kullanmazlar. Bunun yerine resmi ve karakterleri oluşturmak için vuruşsuz bir yöntem kullanırlar. Yazıcı kafası kağıda değmez. Bunun yerine kafa kağıda mürekkep damlacıkları püskürtür</p>
<p>Mürekkep püskürtmeli yazıcılarda kullanılan yöntem nokta matrisli yazıcılarda kullanılan yönteme benzer. Kafa bir adım motoru ile sağa sola hareket ettirilirken kağıt merdaneler yardımıyla sağa sola doğru hareket ettirir.</p>
<p>Yazıcı kafası dikey olarak yerleştirilmiş birçok püskürtücü ucundan kağıda minik noktalar halinde özel bir mürekkep püskürtür. Mürekkebi kafadan ileri doğru püskürtmek için iki yöntem kullanılır. Isıl Kabarcık püskürtme (Thermal Buble Jet) yöntemi ve pieozo elektrik yöntemi.</p>
<p>Isıl Kabarcık püskürtme (Thermal Buble Jet) yöntemi; Mürekkebi ani olarak ısıtan, püskürtme ağzının içinde bulunan küçük bir ısıtıcı kullanılır. Mürekkebin bir kısmı buharlaşır ve bu gaz kabarcığı geri kalan mürekkebi ileri doğru dolayısıyla kağıda doğru iter. Bu işlem saniyede birkaç bin defa yapılır.</p>
<p>Pieozo elektrik yöntemi; Mürekkebi püskürtmek için püskürtücü ağzın tümünü ani olarak daraltır. Piezo elektrik nedeniyle bazı kristallere bir elektrik uygulandığında kristal büzülür. Bunu için her püskürtme ağzına elektriğe duyarlı bir mürekkep kullanıldığında mürekkebin püskürtülmesini kolaylıkla kontrol edilmesini sağlayan bir piezoelektrik kristal yerleştirilmiştir. Bu yöntemde saniyede binlerce mürekkep damlasının püskürtülmesine olanak sağladığı için yeteri kadar yüksek baskı hızlarına ulaşılır. Birçok mürekkep püskürtmeli yazıcı bir sayfayı yaklaşık renkli ve siyah/beyaz durumuna göre 10 ile 20 sn arasında basar.</p>
<p>Piezoelektriklik:<br />
Mekanik gerilimlerin etkisinde kaldıklarında kütleleri içinde bir elektrik kutuplanması ve yüzeylerinde elektrik yükleri oluşan ve bir elektrik alanı etkisinde kaldıklarında iç kuvvetlerin etkisi ile biçim değiştiren kimi kristallerin ortaya koydukları olaya denir. Doğal piezoelektrik malzemeler; kuvars ve turmalindir. Ferroelektrik malzemeler denen ve kutuplama sonunda piezoelektrik özellik gösteren malzemeler; lityum tantalat ve lityum nitrattır. Bunlar içinde en çok kullanılanlar Kuvars ve Lityum tantalat tır.</p>
<p>Mürekkep püskürtmeli yazıcılar vuruşsuz çalıştıklarından karbon kağıdı ile çoğaltılmış baskılara imkan vermezler. Yani bu yazıcıları fatura kesmek gibi çok kopya gerektiren baskı işlemlerinde kullanamayız.</p>
<p>Mürekkep püskürtmeli yazıcıların ikinci bir dezavantajı ise; gerektirdikleri özel mürekkebin pahalı olmasıdır.</p>
<p>Mürekkep püskürtmeli yazıcılarda renkli baskı kolaydır. Temel üç renk ayrı ayrı aynı noktaya basıldığında diğer renkler elde edilir. Üç rengi karıştırarak elde edilen siyah tam siyah tonunda elde edilmediği ve üç mürekkebi de harcadığı için ek olarak siyah mürekkepte bulunur. Yalnızca siyah rengin yer aldığı baskılarda bu yöntem daha ucuz olur.</p>
<p>4. Lazer Yazıcılar</p>
<p>Lazer yazıcılar vuruşsuz bir yöntem kullanırlar. Lazer yazıcılarda kullanılan baskı yöntemi fotokopi makinesindekine benzer Lazer yazıcılar satır satır yazmak yerine sayfa sayfa yazarlar. Sıklıkla Lazer yazıcı üreticileri Fotokopi makinesi üreticilerinin mekanizmalarını kullanırlar. Örneğin Hewlett Packard lazer yazıcıları Canon Fotokopi makinelerinin baskı mekanizmalarını kullanarak yapılır. Eğer bu yazıcılardan birine sahipseniz tonerini bir Canon fotokopi makinesinin kartuşuyla değiştirebilirsiniz.Lazer yazıcı bütün sayfayı bir kerede basmak için geniş bir bellek kullanır. Lazer yazıcılardaki ROM basılacak dökümanın tam sayfa bir haritasını oluşturur. Bir bit haritası lazer ışını darbeleri ile sonra bu lazer ışını bir sıra aynadan yansıyarak ışığa duyarlı dönen bir silindir üzerine düşürülür. Lazer ışını silindiri tarayarak basılı alanları elektriksel olarak nötr hale getirir. Negatif yüklenmiş toner tozu nötr alanlara yapışır, negatif yüklü alanlara yapışmaz. Merdanenin sıcaklığı karakteri oluşturan noktaların kağıda geçmesini sağlar.</p>
<p>Grafik çıktılar Lazer yazıcıların zayıf taraflarını ortaya çıkarır. Bir lazer çıktısı alabilmek için bütün resmin yazıcıya yüklenmesi gerekir. Yazıcı baskıya geçmeden önce bir boyutta bir verinin tamamını saklamak zorundadır. Buna göre yüksek çözünürlüklü bir sayfa grafik çıktısı için 1MB yazıcı belleği yeterli değildir. Yazıcının da kendi işletim sistemi bir belleğe ihtiyaç duyar. Lazer yazıcılar sürekli form yazıcı kağıdı kullanmazlar.</p>
<p>Lazer Yazıcıda Dikkat Edilecek Ölçütler;</p>
<p>Yazıcının dakikada basabildiği sayfa sayısı (hız), Bir sayfa düzenleme dili ile (PostScript ya da PCL) uyumlu çalışıp çalışmadığı, Baskı yapabileceği kağıt türleri, Kağıt üzerinde maksimum baskı alanı, Basabileceği font saysı, Yazıcının belleğinin büyüklüğü Network ortamında baylaşıma açık olup olmadığı, toner ömrü, fiyatı.</p>
<p>Lazer yazıcıların hızı ppm (page per minute : dakikadaki sayfa sayısı) ile ölçülür. Bir yazıcının hızında iki farklı ölçüt söz konusudur. Bunlardan birinci sayfanın görüntüsünün bellekten hazırlanıp basılması, ikincisi ise aynı sayfanın birkaç dakika içinde arka arkaya kaç kez basılabileceği.</p>
<p>Basılacak sayfanın bir görünümü, basımdan önce yazıcının belleğinde oluşturulduğu için bir lazer yazıcının en azından 4 MB belleğe ihtiyacı vardır. (300 dpi’lik bir sayfa bile 1.5 MB bellek gerektirmektedir) </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.pcrehberi.org/06/09/2010/bilgisayar-temel-bilgileri/yazici-printer-nedir-nasil-calisir.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Monitör Nedir? Nasıl Çalışır?</title>
		<link>http://www.pcrehberi.org/06/09/2010/bilgisayar-temel-bilgileri/monitor-nedir-nasil-calisir.html/</link>
		<comments>http://www.pcrehberi.org/06/09/2010/bilgisayar-temel-bilgileri/monitor-nedir-nasil-calisir.html/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 03:00:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgisayar Temel Bilgileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.pcrehberi.org/?p=3942</guid>
		<description><![CDATA[Monitörler
Monitörler bilgisayar ile kullanıcı arasındaki görüntülü iletişimi sağlayan çıkış aygıtlarıdır. 
CRT Monitörler
Bir monitörün en önemli parçası çeşitli elektronik devrelerle birlikte CRT (Chatode Ray Tube – Katot Işınlı Tüp) denilen havası boşaltılmış ve ön yüzeyi binlerce fosfor noktacığından (dot) oluşan koni şeklindeki tüptür.
Bu tüpün geniş tarafı dikdörtgen şeklindedir. Diğer dar tarafında ise elektron tabancası bulunur.
Tabanca içerisindeki katot levhaları tel ızgaralar ile ısıtılır ve tüp içerisinde serbestçe dolaşan elektron bulutu oluşturulur. Negatif kutuplandırılan katotlar ile pozitif kutuplandırılan ekranın dış yüzeyi arasında büyük bir gerilim farkı oluşur. Bu durumda katotlarda oluşan elektronlar dış ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Monitörler</p>
<p>Monitörler bilgisayar ile kullanıcı arasındaki görüntülü iletişimi sağlayan çıkış aygıtlarıdır.<span id="more-3942"></span> <a href="http://www.pcrehberi.org/06/09/2010/bilgisayar-temel-bilgileri/monitor-nedir-nasil-calisir.html/attachment/4/" rel="attachment wp-att-3943"><img src="http://www.pcrehberi.org/wp-content/uploads/2010/09/4-213x300.jpg" alt="" width="213" height="300" class="alignnone size-medium wp-image-3943" /></a></p>
<p>CRT Monitörler<br />
Bir monitörün en önemli parçası çeşitli elektronik devrelerle birlikte CRT (Chatode Ray Tube – Katot Işınlı Tüp) denilen havası boşaltılmış ve ön yüzeyi binlerce fosfor noktacığından (dot) oluşan koni şeklindeki tüptür.</p>
<p>Bu tüpün geniş tarafı dikdörtgen şeklindedir. Diğer dar tarafında ise elektron tabancası bulunur.</p>
<p>Tabanca içerisindeki katot levhaları tel ızgaralar ile ısıtılır ve tüp içerisinde serbestçe dolaşan elektron bulutu oluşturulur. Negatif kutuplandırılan katotlar ile pozitif kutuplandırılan ekranın dış yüzeyi arasında büyük bir gerilim farkı oluşur. Bu durumda katotlarda oluşan elektronlar dış yüzeye doğru fırlar.</p>
<p>Sabit olarak yerleştirilen odaklama elemanları bu elektronları bir araya getirerek bir ışın halinde ekran orta yüzeyinde odaklar. Bu ışını ekranın istenilen taraflarına yönlendirmek için elektron tabancasının etrafında yatay ve dikey saptırma bobinleri bulunur. İşte bu ışının ön yüzeyde gezdirilmesi suretiyle ortaya görüntüler çıkar.</p>
<p>Ekran kartından sinyal geldiği müddetçe bu ışın monitörün sol üst köşesinden başlayarak fosfor ile kaplı ön yüzeyi tarar. Burada fosfor kullanılmasının sebebi son nokta taranıncaya kadar resmi ekranda tutmak içindir.</p>
<p>Elektron demetinin ekranı saniyede kaç defa taradığı ekran kartı tarafından belirlenir. Bu değer saniyede 50 ile 120 arasında değişir. Bu değerler “tazeleme” frekansı olarak isimlendirilir. Değerin yüksek olması görüntü kalitesini ciddi ölçüde artıracaktır. Değer düşük olursa monitörde gözü yoran kıpraşımlar daha da fazla olacaktır.</p>
<p>Renkli monitörlerde renklerin oluşması için üç temel renk (kırmızı-yeşil-mavi) kullanılır. Her renk için elektron tabancası içerisinde bir ışın demeti oluşturan eleman vardır. Ayrıca ekran yüzeyi de üç ayrı renkten oluşan fosfor tabakasından oluşur. Bu tabakalar delikli bir maskenin arasından aydınlatılır. Hassas bir şekilde ayarlanan bu deliklerde her renge ait ışın demeti sadece o renge çarpar.</p>
<p>Monitördeki her nokta üç ayrı renkteki fosfor damlacığından oluşur. Bu üç fosfor damlacığı da bir araya gelerek “pixel” leri oluşturur. Birbirine en yakın aynı renkteki iki noktanın merkezleri arasındaki uzaklığa “dot pitch” denir. Nokta aralığı anlamına gelen bu ifadenin bu günkü değerleri 0.24 mm ile 0.28 mm arasında değişmektedir. Bu değerlerin küçük olması görüntü kalitesinin artması anlamına gelir.</p>
<p>LCD Monitörler<br />
LCD (Liquid Cyristal Diode) monitörlerde görüntü sıvı kristal diyotlar yardımıyla sağlanmaktadır. Bu diyotlara gerilim uygulandığında, içlerindeki moleküllerin polarizasyonu değişmekte ve beraberinde de diyodun geçirgenliği değişmektedir. Bu duruma dijital saatlerde de rastlamaktayız. Normalde şeffaf olan bu diyotlara gerilim uygulandığında geçirgenliklerini kaybederler ve siyaha dönerler. Renkli LCD monitörlerde ise çok ufak ve birden fazla diyot kamanı kullanılarak görüntü alınmaktadır.</p>
<p>LCD monitörler DSTN ve TFT olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Ucuz olan ve “passive matrix” teknolojisini kullanan DSTN (Dual-Scan Twisted Nematic)’ler çözünürlükleri ve görüş açıları TFT’lerden düşük olan monitörlerdir. Bu monitörler genelde dizüstü bilgisayarlarda kullanılmaktadır. TFT (Thin Film Transistor)’ler ise “active matrix” adı verilen ve görüntüyü daha parlak ve keskin gösteren bir teknoloji kullanırlar. TFT’lerde her piksel bir ya da dört transistör tarafından kontrol edilir ve bu sayede flat panel ekranlar arasında en iyi çözünürlüğü sunarlar.</p>
<p>Interlaced ve Non-Interlaced Monitör</p>
<p>Interlaced monitörlerde önce tek satırların daha sonra da cift satırların tazelendiği bir tarama şekli kullanılmaktadır. Bu yöntem ekran çözünürlüğünü artırmak için uygun bir yöntemdir, fakat ekranda titreşime sebep olunmaktadır.</p>
<p>Non-interlaced monitörlerde ekranın üstünden altına doğru bir döngü ile her satır tazelenir. Bu olay titreşimi azaltmaktadır ve günümüzde bu tip monitörler kullanılmaktadır.</p>
<p>256, Yüksek ve Gerçek Renkler<br />
Monitörde görüntülenen renk sayısı ekran kartının hafızası ile ilgilidir. 256, yüksek ve gerçek renk terimleri renk bilgisini depolamak için kullanılan bit sayısını ifade eder. Bit sayısının fazlalığı, renk sayısının ve aynı zamanda video RAM’in fazlalığı demektir.</p>
<p>256 renk 8 bit’i kullanır ve ekranda sadece 256 farklı renk görünür. Yüksek (high) renk 16 bit’i kullanır ve ekranda 65536 (64K) renk görüntülenir. Gerçek (true) renk 24 bit kullanır ve ekranda 16 milyon ren görüntülenir. 16 ve 24 bit arasındaki fark insan gözü tarafından algılanmaz.</p>
<p>Ekran kartı için gereken video RAM miktarı şu şekilde formüle edilebilir:</p>
<p>yatay çözünürlük x dikey çözünürlük x 1 pixel için gereken byte miktarı = ekran kartında bulunması gereken minimum ram miktarı (byte)</p>
<p>16 renkte: 1 pixel için 0,5 byte</p>
<p>256 renkte : 1 pixel için 1 byte</p>
<p>64K renkte: 1 pixel için 2 byte</p>
<p>16,7 milyon renkte: 1 pixel için 3 byte gerekir.</p>
<p>Mesela: 16,7 milyon renk ve 1024 x 768 çözünürlük için;</p>
<p>1024 x 768 x 3 = 2,359,296 byte = 2,4 MB (yaklaşık) video RAM gerekmektedir. Dolayısıyla piyasada bu sınırın üzerinde 4 MB ekran kartı bulunduğundan en azından bunun kullanılması gerekmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.pcrehberi.org/06/09/2010/bilgisayar-temel-bilgileri/monitor-nedir-nasil-calisir.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sabit Disk (Harddisk &#8211; HDD) Nedir? Nasıl Çalışır?</title>
		<link>http://www.pcrehberi.org/06/09/2010/bilgisayar-temel-bilgileri/sabit-disk-harddisk-hdd-nedir-nasil-calisir.html/</link>
		<comments>http://www.pcrehberi.org/06/09/2010/bilgisayar-temel-bilgileri/sabit-disk-harddisk-hdd-nedir-nasil-calisir.html/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Sep 2010 22:54:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgisayar Temel Bilgileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.pcrehberi.org/?p=3930</guid>
		<description><![CDATA[Sabit Disk (Hard Disk) Nedir?
Sistem bellekleri (RAM) sakladıkları bilgileri PC’nizi kapattığınızda saklayamaz. Sistem belleklerinin bu özelliğinden dolayı güç kullanmadığı halde veri saklayabilecek donanımlara ihtiyacı vardır. İşte bu ihtiyacı sistemde sabit disk sürücüler karşılar. Sabit diskler bilgisayarınızı açtığınızda işletim sistemini ve diğer yazılımları sistem belleğine yükler ve kalıcı olarak saklamaya karar verdiğiniz bilgileri PC’niz kapalı bile olsa korumaya devam eder. Sabit diskler saklanması gereken verileri disk üzerinde manyetik değişim gerçekleştirerek yazarlar. Sabit diskleri incelerken mekanik kısım ve hareketli parça içermeyen elektronik kısım olarak ele almak yerinde olur. Hareketli parçalar sabit disk ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sabit Disk (Hard Disk) Nedir?</p>
<p>Sistem bellekleri (RAM) sakladıkları bilgileri PC’nizi kapattığınızda saklayamaz. Sistem belleklerinin bu özelliğinden dolayı güç kullanmadığı halde veri saklayabilecek donanımlara ihtiyacı vardır.<span id="more-3930"></span><a href="http://www.pcrehberi.org/06/09/2010/bilgisayar-temel-bilgileri/sabit-disk-harddisk-hdd-nedir-nasil-calisir.html/attachment/3/" rel="attachment wp-att-3935"><img src="http://www.pcrehberi.org/wp-content/uploads/2010/09/3-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" class="alignnone size-medium wp-image-3935" /></a> İşte bu ihtiyacı sistemde sabit disk sürücüler karşılar. Sabit diskler bilgisayarınızı açtığınızda işletim sistemini ve diğer yazılımları sistem belleğine yükler ve kalıcı olarak saklamaya karar verdiğiniz bilgileri PC’niz kapalı bile olsa korumaya devam eder. Sabit diskler saklanması gereken verileri disk üzerinde manyetik değişim gerçekleştirerek yazarlar. Sabit diskleri incelerken mekanik kısım ve hareketli parça içermeyen elektronik kısım olarak ele almak yerinde olur. Hareketli parçalar sabit disk sürücülerinin çalışmasını engelleyen toz ve diğer etkenlerden korumak amacıyla havası izole edilmiş bir bölme içinde yer alır. Sabit disk sürücülerindeki hareketli parçalar mil, manyetik diskler, okuyucu/yazıcı kafalar, kafaların yerleştirildiği kollar ve kollara hareket veren sistemdir. Verilerin yazıldığı kısım ise disklerdir. Disklerin üzerine yazılan verinin yoğunluğu sabit disklerin veri saklama kapasitesini performansını olumlu yönde etkiler. Disklerin en önemli bölümleri diski oluşturan sert alt tabaka ve üstteki manyetik tabakadır. Bu önemli tabaka için üretici firmalar sabit disk tasarımlarında çeşitli materyaller kullanırlar.<br />
Disk yüzeyindeki pürüzsüz düz tabaka için eski sabit disk sürücülerinde manyetik oksit kullanılırdı. Manyetik oksit şu an kullanılan ince manyetik film tabakasına göre daha kalın ve çabuk bozulan bir tabakaydı. Günümüzde ısıya dirençli ve daha ince disklerin yapılabilmesine imkan veren özellikleri açısından cam esaslı diskler alüminyum olanlara alternatif oluşturuyor. Artık manyetik tabakasının yerini filmsi ince manyetik tabakalar almış durumda. Sabit disk sürücülerinin en hassas mekanizmalarından birini kafaların diski çizmeden çok yakın biçimde okuma ve yazma yapabilmesi teşkil eder. Diskler mil üzerinde yüksek hızda dönmeye başladığında kaydırıcıların altından geçen hava akımı okutucu/yazıcı kafaların disklere sürtmeden havada asılı kalmasını sağlarlar. Disklerin üzerindeki manyetik yüzeye neredeyse değecek biçimde duran okuyucu/yazıcı kafa ile manyetik yüzey arasındaki mesafe günümüz sabit disk sürücülerinde 0.07 mm’den bile daha azdır. Kafaları disk üzerinde okunacak yada yazılacak bölgeye götüren ve çok hızlı çalışan kısım ise ‘Actuator’ adındaki kısımdır. Kafalar kaydırıcılara ve kaydırıcılar da kollara bağlı olmak üzere birlikte Actuator’a bağlıdırlar. Hoparlörlerdeki ses üreten manyetik bobine çok benzer biçimde çalışan Actuator adeta ses üreten bir bobin kadar hızlı biçimde kafaları diskler üzerinde içeri ve dışarı yönde hareket ettirir.<br />
Hızla dönen diskler üzerinde okuyucu/yazıcı kafalar, mantık yani kontrol ünitesinden gelen sinyallere göre hareket ederler.<br />
Mantık ünitesi yani elektronik kısım bilgisayarla sabit disk arasındaki veri alışverişini ve hareketli parçaların kontrolü görevini yürütür.</p>
<p>Hard diskin Çalışma Prensipleri</p>
<p>Verilerimizi kalıcı olarak saklamak için kullanılan bir saklama birimidir. Sabit disk döner bir mil üzerine sıralanmış, metal veya plastikten yapılma ve üzeri manyetik bir tabaka ile kaplı plakalar ve bu plakaların alt ve üst kısımlarında yerleşen okuma/yazma kafalarından oluşur. Veriler sabit diskteki bu manyetik tabakalar üzerine kaydedilir. Verilerin kaydedilmesinde mıknatıslanma mantığı kullanılır. Mıknatısın iki kutbu dijital olarak 1 ve 0 ‘ı temsil eder. Verilerimiz böylece küçük mıknatıslar halinde bu manyetik ortamlara yazılırlar. Bu manyetik tabakaların üstü dairesel çizgilerle örülüdür. Bunlara iz (track) denir. Sabit disk’te birden fazla plakalar üst üste dizilmiştir. Bu plakaların hem alt hem de üst tarafına bilgi yazılabilir. Herbir plaka üzerinde altlı-üstlü yerleşen ve herbirinin ortadaki mile uzaklığı aynı olan izlerin oluşturduğu gruba silindir ismi verilir. Sabit disk üzerinde herbir yüz bir kafa tarafından okunmaktadır. Bu nedenle kafa ve yüz aynı terime karşılık gelir. İz yapısını pasta dilimi şeklinde bölünmesiyle oluşan ve sabit disk üzerinde adreslenebilir en küçük alana denk gelen parçaya ise sektör (Sector) adı verilir ve bir sektörün barındırabileceği veri miktarı 512 byte uzunluğundadır. Bu sektör, kafa ve izler sabit diskte verinin adreslenmesi için kullanılırlar. Şuan adreslemede kullanılan iki yöntem vardır. Bunlardan ilki CHS olarak adlandırılan Cylinder-Head-Sector konumlarının verilmesi ile 3 boyutlu olarak dosyanın yerinin bulunması ikincisi ise LBA (Logical Block Adressing – mantıksal kütük adreslemesi) adı verilen tek boyutlu adresleme yöntemidir. Günümüzde kullanılan iki tip sabit disk arabirimi vardır. Bunlar IDE ve SCSI’dir.</p>
<p>IDE<br />
IDE (Integrated Drive Electronics) bilgisayarın anakartındaki veri yolu ile depolama aygıtları arasında kullanılan standart bir elektronik arabirimdir. IDE IBM’in 16 bitlik ISA yol sistemi tabanlıdır ama ayrıca diğer yol standartlarını kullanan yol sistemlerinde de kullanılabilir.Günümüzde satılan birçok bilgisayar IDE’nin gelişmiş versiyonu olan EIDE’yi (Enhanced IDE) kullanır. IDE kasım,1990’da ANSI tarafından bir standart olarak benimsendi. IDE’nin ANSI ismi ATA’dir (Advanced Technology Atachment). Normal şartlar bir IDE arabirim ile iki tane sabit diskin çalıştırılması mümkündür: Ancak iki entegre denetleyicisinin birinci pozisyonda olmak istemesini engellemek gerekir. Bunu yapmak için sürücülerden biri ana sürücü (Master Drive) diğeri de bağımlı sürücü (Slave Drive)’dır. Bu disk işlemlerinde açık bir hiyerarşi oluşturur. IDE’nin deenetleyici teknolojisinin artan isteklerine cevap vermekte yetersiz kalması nedeni ile EIDE’nin ortaya çıkmıştır. IDE denetleyicisinin üç temel sorunu vardı. 528 MB&#8217;’lık depolama üst sınırı vardı. Yani 528 MB’ın üstündeki diskler IDElerle kullanılamazlar. En çok iki disk desteği vardı. Yalnızca iki disk kullanılabilmekte idi. Ve CD-ROM gibi çevre birimlerine destek vermemekte idi. EIDE ile birlikte her bir disk için 8.4 GB’lık disk desteği vardır. Günümüzde bu sınır daha da üste çekilmiştir. 128 GB’a kadar diskler desteklenebilir. 4 tane IDE diski ve CD-ROM kullanılabilir. Bunun için de IDE1 ve IDE2 olarak iki tane arabirim konnektörü kullanılır. Birincil olana Primary ikincil olana da Secondary ismi verilir. Bir konnektörde iki tane disk ve benzeri aygıt kullanılabilir. Bunlar birbirinden Master ve slave olarak biribirinden ayrılır. Böylece bilgisayara takılan disk ve benzeri birimler Primary master, Primary Slave, Secondary Master ve Secondary Slave olarak isimlendirilir. Hiyerarşik düzünde aynen bu şekildedir. EIDE’lerle birlikte Ultra DMA kavramı ile karşılaşmaktayız. Ultra DMA bilgisayarın veriyi sabit diskten bilgisayarın veri yolları ile anabelleğe göndermede kullanılan bir protokoldür. ULTRA DMA/33 protokolü verileri çoğuşma modunda ve 33.3 MBps (Megabayt/saniye) hızında transfer eder. Bu bir önceki DMA arabiriminin iki katı kadar daha hızlıdır.Ultra DMA Sabit disk üreticisi olan QUANTUM ve chipset üreticisi olan INTEL tarafından geliştirildi. Bilgisayarınızın Ultra DMA’yı desteklemesi demek bilgisayarınızın daha hızlı açılması, yeni uygulamaları daha hızlı çalıştırması anlamına gelir. Ultra DMA 40 pinlik bir IDE arabirimi kablosu kullanır. Ultra DMA/33’den sonra Ultra DMA/66 çıktı. Ultra DMA/66 verilerin 66 MBps hızında iletilmesini sağlar. Bu bir önceki Ultra DMA moduna göre iki kat hızlıdır. Ultra DMA/66 80 pinlik IDE kablosu kullanılır. Ultra DMA’nın çoğuşma modunu desteklediği söylenmişti. Çoğuşma modu verilerin normalinden daha hızlı gönderildiği bir veri gönderme kipidir. Çoğuşma kipini gerçekleştiren birçok teknik bulunmaktadır. Veri yolunda, Örneğin çoğuşma modu, bir aygıtın yolun kontrolünü ele almasını ve diğer aygıtların bunu kesmemesini sağlayarak gerçekleştirilir. RAM’de ise Çoğuşma modu bir sonraki hafıza birimi kendisine ihtiyaç duyulmadan getirilerek yapılır. Bu disk cachlerinde kullanılan tekniğin aynısıdır. Böylece veriler daha hızlı iletilirler.</p>
<p>Bütün çoğuşma modlarının sahip olduğu bir karakteristik geçici ve güçlendirilemeyen olmasıdır. Sınırlı zaman dilimlerinde ve özel şartlarda normalden daha hızlı veri transferi sağlarlar.</p>
<p>SCSI</p>
<p>Small computer System Interface’in kısaltılmış şeklidir. SCSI arabirimi seri ve paralel portlardan daha hızlı veri transfer oranı sağlar. (saniyede 80 Megabyte veri iletimi sağlayabilir). SCSI arabirimlere diskin dışında yazıcı, CD-ROM gibi çeşitli aygıtlar bağlanabilir. Bu yüzden SCSI basit bir arabirimden çok bir giriş/çıkış yoludur. SCSI arabirimi bir ANSI standardı olmasına rağmen çeşitli varyasyonları bulunmaktadır. Bu yüzden İki SCSI arabirimi birbiri ile uyumlu olmayabilir. Günümüzde kullanılan SCSI arabirimleri aşağıdadır.</p>
<p>SCSI-1 : 8 bitlik bir yol kullanır ve 4 MBps lik bir veri transfer hızını destekler.</p>
<p>SCSI-2 : SCSI-1 ile aynıdır, fakat 50 pinlik konnektörler kullanırlar. ve birden fazla aygıtın bağlanmasına izin verirler.</p>
<p>Wide SCSI : 16 bitlik veri transferini desteklemek için daha geniş bir kablo kullanırlar.</p>
<p>Fast SCSI : 8 bitlik yol kullanırlar, fakat 10 MBps’lik veri transferini desteklemek için saat hızını ikiye katlarlar.</p>
<p>Fast wide SCSI : 16 bitlik yol kullanır ve 20 Mbpslik veri transfer hızını destekler.</p>
<p>Ultra SCSI : 8-bitlik yol kullanır ve 20 MBps’li veri transfer hızını destekler.</p>
<p>SCSI-3: 16 bitlik yol kullanır ve 40 MBps’lik veri transfer hızını destekler. Ayrıca Ultra Wide SCSI de denir.</p>
<p>Ultra2 SCSI: 8 bitlik yol kullanır ve 40 MBps’lik veri transfer hızını destekler.</p>
<p>Wide Ultra2 SCSI: 16 bitlik bir yol kullanır ve 80 MBps’lik veri transfer hızını destekler.</p>
<p>SCSI aygıtların dürümlerine göre 15 aygıta kadar sisteme bağlayabilir. SCSI’ler IDE arabirimlerinden farklı olarak rasgele erişim yöntemini kullanırlar. IDE’ler ise sıralı erişim yöntemini kullanırlar. SCSI arabirimleri IDE’lerden daha hızlıdırlar. Ancak daha da pahalıdırlar. Dünya piyasının yaklaşık %10’unda varlar. IDE’ler ise ucuz olmaları ve artık anakart üzerinde tümleşik olarak gelmeleri sebebi ile daha fazla tercih edilmiştir. Bir sabit diskin kapasitesi şu şekilde hesaplanır.</p>
<p>Silindir sayısı*Sektör Sayısı*kafa sayısı*512’dir</p>
<p>1024 silindir, 256 kafa ve 63 sektör parametrelerine sahip bir sabit diskin kapasitesi: 1024*256*63*512=845571864 Byte’dır. Bu da yaklaşık 8.4 Gigabyte’dır. Sabit diskler ile gelen önemli bir kavram da partisyon kavramıdır. Partisyon kabaca diskin üzerinde oluşturulmuş bölümlerdir. Bir diskte sadece bir partisyon olabileceği gibi birden fazla da partisyon olabilir. Bir partisyon hangi amaç ile oluşturulmuş olursa olsun o partisyona ulaşım yapacak işletim sistemine uygun bir dosya sistemi ile biçimlendirilmelidir. Bu genellikle işletim sisteminin sorunudur ve işletim sistemi birden fazla dosya sistemini destekleyebilir. Partisyonların isimlendirilmesine gelince ilk olarak primary master konumundaki partisyon c’den itibaren isim almaya başlar. Sonra master diskinizde birden fazla partisyon var ise onlar isimlendirilmeye başlar. Örneğin Primary master’daki disk ikiye bölünmüş ise birincisi C: ikincisi ise D: ismini alır. Buradaki bölümleme işlemi mantıksaldır. Eğer, ikinci bir sabit disk var ise bu disk fiziksel olduğu için D: harfini alır. Mantıksal olarak bölümlenmiş diskin ikinci bölümü ise E: harfini alır. Dosya sistemlerinde yaygın olanlarından biraz bahsedelim</p>
<p>FAT</p>
<p>File Allocation Table – Türkçeye çevirmek gerekir ise Dosya Atama Tablosu.Bu sistemde partisyon herbiri belli miktarda sektör içeren cluster isimli parçalara ayrılır. Ve hangi dosyaların bu cluster parçalarından hangilerine yerleştiği, hangi cluster parçalarının boş, hangilerinin dolu olduğu gibi bilgiler FAT üzerine yazılır. İşletim sistemi de herhangi bir dosyaya erişim yapmak istediğinde dosyayı bulmak için FAT üzerine yazılan bu bilgilerden faydalanır. Her ihtimale karşı sabit disk üzerinde bir kopyası bulundurulur.</p>
<p>FAT16</p>
<p>DOS, Windows3.1 ve OSR2 sürümü öncesi Windows95’in kullandığı dosya sistemidir. Eski bir dosya sistemi olduğu için birtakım dezavantajları ve eksiklikleri vardır. Bunlardan bir tanesi kök dizinin (root) sınırlandırılmış olmasıdır. FAT16 sisteminde açılıştaki primary partisyona ait root dizini, FAT tablosu ve boot sektörü cluster içinde yer almazlar ve sayısı belli olan sıralı sektörlerde tutulurlar. Bu sayının belli olması kök dizinine yapılacak eklentilerin belli bir sınırı olması sonucunu doğurur. Kısacası altdizin istenildiği kadar uzatılabilmekle birlikte kök dizinde belli uzunlukta girişle sınırlandırılmıştır. İkincisi FAT16 dosya sisteminde adresleme 16 bit olduğundan adreslenebilecek maksimum cluster sayısı 65525’tir ve bu clusterların boyutu 32 KB olabilir. (aslında cluster sayısı 65536 olmalıdır. Ama bazıları özel amaçlar için tutulur.) bu da bizi FAT16’da kullanılan bir partisyonun 2 GB’dan daha büyük olmayacağı sonucuna götürür. Üçüncüsü FAT16 elindeki boş sabit diski ya da partisyon alanının bir şekilde elindeki clusterlara dağıtmak zorundadır. Bu nedenle sabit diskin boyutu büyümeye başladıkça cluster’ın boyutu da büyür. Örneğin 1 MB’lık bir dosya birçok cluster üzerine sıralanıp yerleşirken 10KB uzunluğundaki tek bir dosya bir cluster’ı kaplar. Bu durumda özellikle disk boyutu 1-2GB arasında iseFAT16 cluster boyutu 32 KB olacaktır ve cluster üzerinde 10KB’lık dosyadan arta kalan 22 KB’lık boşluk değerlendirilemeyerek boşa gidecektir. Özellikle çok miktarda ufak dosya barındıran sabit disklerde bu durum bolca olur.</p>
<p>FAT32</p>
<p>Windows95 OSR2, Windows98, Windows2000 ve Linux tarafından tanınan ve FAT16’dan daha gelişmiş bir dosya sistemidir. İlk olarak FAT32’de herhangi bir kök dizin sınırlaması yoktur. İkinci olarak FAT32, FAT16’daki 16 bitlik adresleme yerine 32 bitlik adresleme kullanır. Bu da 2 TB’a kadar olan disklerin tanınmasını sağlar. Üçüncü olarak FAT32 cluster boyutunu azaltarak boş alan israfını azaltır. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.pcrehberi.org/06/09/2010/bilgisayar-temel-bilgileri/sabit-disk-harddisk-hdd-nedir-nasil-calisir.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Modemlerde Port Açma Anlatımı</title>
		<link>http://www.pcrehberi.org/06/09/2010/bilgisayar-temel-bilgileri/modemlerde-port-acma-anlatimi.html/</link>
		<comments>http://www.pcrehberi.org/06/09/2010/bilgisayar-temel-bilgileri/modemlerde-port-acma-anlatimi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Sep 2010 22:48:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgisayar Temel Bilgileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.pcrehberi.org/?p=3917</guid>
		<description><![CDATA[Sabit İP Alalım 
Modem kurulunca, ethernet kartımıza otomatik ip atanıyor. Yani makine  açılıken, ağdaki bağlantılara göre otomatik bir ip numarası veriliyor.  Bunu sabitlersek daha iyi olur ve port açmakta problem ile  karşılaşmayız. Bunun için:
01- Ağ komşularına sağ tuş ile tıklayıp, Özellikler &#8216;i seçelim
02- Açılan ekranda ethernet kartımızı bulalım ve yine sağ tuş-özellikler
03- Özellikler menüsünde, İnternet Protokolü (TCP-IP)&#8217;yi seçip ayarlarına bakalım.
Burada otomatik IP al seçeneği açık, Sabit Ip kullan diyelim ve gerekli yerleri dolduralım.
İlk olarak modemimizin IPsini bilmek gerekiyor, Alcatel modemlerimiz  10.0.0.138 sabit ip&#8217;ye sahip. Bu yüzden ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size: medium">Sabit İP Alalım </span></strong></p>
<p>Modem kurulunca, ethernet kartımıza otomatik ip atanıyor. Yani makine  açılıken, ağdaki bağlantılara göre otomatik bir ip numarası veriliyor.  Bunu sabitlersek daha iyi olur ve port açmakta problem ile  karşılaşmayız.<span id="more-3917"></span><a href="http://www.pcrehberi.org/06/09/2010/bilgisayar-temel-bilgileri/modemlerde-port-acma-anlatimi.html/attachment/2-2/" rel="attachment wp-att-3923"><img src="http://www.pcrehberi.org/wp-content/uploads/2010/09/2-300x231.jpg" alt="" width="300" height="231" class="alignnone size-medium wp-image-3923" /></a> Bunun için:<br />
01- Ağ komşularına sağ tuş ile tıklayıp, Özellikler &#8216;i seçelim</p>
<p>02- Açılan ekranda ethernet kartımızı bulalım ve yine sağ tuş-özellikler</p>
<p>03- Özellikler menüsünde, İnternet Protokolü (TCP-IP)&#8217;yi seçip ayarlarına bakalım.<br />
Burada otomatik IP al seçeneği açık, Sabit Ip kullan diyelim ve gerekli yerleri dolduralım.<br />
İlk olarak modemimizin IPsini bilmek gerekiyor, Alcatel modemlerimiz  10.0.0.138 sabit ip&#8217;ye sahip. Bu yüzden biz de bilgisayarımıza 10.0.0.XX  gibi bir ip vermeliyiz ki birbirlerini görebilsinler. Eğer  bilgisayarınız halihazırda bir ağa bağlıysa ve değişik bir ip&#8217;si varsa  modemin ipsini değiştirmeniz gerekebilir. Ben bilgisayarıma 10.0.0.3  ip&#8217;si verdim. Subnet mask&#8217;ı 255.255.255.0 olarak giriyoruz, Gateway ve  DNS server kısmına ise modemimizin İP adresini yazıyoruz. Böylece sabit  bir ip&#8217;miz oldu. Restart atıp, bağlantı problemimiz var mı bir bakalım;  sorun yoksa sonraki bölüme geçelim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.pcrehberi.org/06/09/2010/bilgisayar-temel-bilgileri/modemlerde-port-acma-anlatimi.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Canon Pixma MP810 Photo Yazıcı İncelemesi</title>
		<link>http://www.pcrehberi.org/06/09/2010/donanimi-incelemeleri/canon-pixma-mp810-photo-yazici-incelemesi.html/</link>
		<comments>http://www.pcrehberi.org/06/09/2010/donanimi-incelemeleri/canon-pixma-mp810-photo-yazici-incelemesi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Sep 2010 22:35:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Donanım İncelemeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.pcrehberi.org/?p=3865</guid>
		<description><![CDATA[Canon MP810 ev kullanıcısının bütün ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir yazıcı.
Canon Pixma MP810 Photo Yazıcı
Canon Pixma MP810 tarayıcı özelliğine sahip bir foto yazıcı. Hız, kalite ve özellikleri açısından Canon&#8217;un iddialı ürünlerinden biri olan MP810&#8242;un üzerinde 3 inç LCD ekran ve bilgisayarsız kullanabilmeniz için çok şık ve kullanışlı bir kontrol paneli yer alıyor. Kontrol paneli üzerindeki yuvarlak tekerlek şeklindeki tuş, kullanımı inanılmaz derecede kolaylaştırıyor. MP810 ile doğrudan fotoğraf makinesinden, ya da hafıza kartından ve kızılötesi bağlantısından bilgisayarsız baskı yapabiliyorsunuz. ürünün USB girişi sadece uyumlu fotoğraf makinelerini tanıyor, USB bellekleri kullanamıyorsunuz. Bir de MP810&#8242;un ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Canon MP810 ev kullanıcısının bütün ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir yazıcı.<span id="more-3865"></span><a rel="attachment wp-att-3866" href="http://www.pcrehberi.org/06/09/2010/donanimi-incelemeleri/canon-pixma-mp810-photo-yazici-incelemesi.html/attachment/canon-pixma-mp810-photo-yazici/"><img class="alignnone size-medium wp-image-3866" src="http://www.pcrehberi.org/wp-content/uploads/2010/07/Canon-Pixma-MP810-Photo-Yazıcı-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" /></a></p>
<p>Canon Pixma MP810 Photo Yazıcı<br />
Canon Pixma MP810 tarayıcı özelliğine sahip bir foto yazıcı. Hız, kalite ve özellikleri açısından Canon&#8217;un iddialı ürünlerinden biri olan MP810&#8242;un üzerinde 3 inç LCD ekran ve bilgisayarsız kullanabilmeniz için çok şık ve kullanışlı bir kontrol paneli yer alıyor. Kontrol paneli üzerindeki yuvarlak tekerlek şeklindeki tuş, kullanımı inanılmaz derecede kolaylaştırıyor. MP810 ile doğrudan fotoğraf makinesinden, ya da hafıza kartından ve kızılötesi bağlantısından bilgisayarsız baskı yapabiliyorsunuz. ürünün USB girişi sadece uyumlu fotoğraf makinelerini tanıyor, USB bellekleri kullanamıyorsunuz. Bir de MP810&#8242;un üzerinde Ethernet bağlantısı da mevcut değil. 5 renk baskı yapan MP810&#8242;un performansı ise gayet tatmin edici. 5 kartuş kullanıyor olmasına rağmen fotoğraf baskı kalitesi oldukça başarılı. Metin baskılarında ise oldukça hızlı olan bu yazıcı diğer özelliklerini de düşündüğümüzde ev kullanıcıları için her türlü ihtiyaca cevap verebilecek kapasiteye sahip. Fiyatı ise standart yazıcıların biraz üzerinde ancak yazıcı fiyatının karşılığını kesinlikle veriyor.</p>
<p>Baskı çözünürlüğü	9600&#215;2400 dpi<br />
Tarama çözünürlüğü	4800 x 4800<br />
Kağıt boyutu	A4<br />
Ağırlık	12 kg<br />
Bağlantı Arabirimi	USB 2.0<br />
Boyutlar	470 x 416 x 226 mm<br />
Kartuş	5 adet<br />
Damla Boyutu	1 pikolitre<br />
Dia Tarama	Var</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.pcrehberi.org/06/09/2010/donanimi-incelemeleri/canon-pixma-mp810-photo-yazici-incelemesi.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İşlemci (CPU) Nedir? Nasıl Çalışır?</title>
		<link>http://www.pcrehberi.org/06/09/2010/bilgisayar-temel-bilgileri/islemci-cpu-nedir-nasil-calisir.html/</link>
		<comments>http://www.pcrehberi.org/06/09/2010/bilgisayar-temel-bilgileri/islemci-cpu-nedir-nasil-calisir.html/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Sep 2010 22:24:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgisayar Temel Bilgileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.pcrehberi.org/?p=3904</guid>
		<description><![CDATA[
Genel Yapı
Bir bilgisayarın en popüler ve en önemli parçası işlemcidir. Kısaca CPU   (Central Processing Unit / Merkezi İşlem Birimi) olarak anılan  işlemciler, adından da anlaşılacağı üzere bir bilgisayardaki işlemleri  yürüten ve sonuçları gerekli yerlere gönderen elemandır.

1971 yılında Intel  firmasının ilk defa binlerce transistörü bir silikon  çip üzerinde birleştirmesinle bilgisayar çağında devrim  gerçekleştirilmiş oldu. Bu şekilde daha önce sadece büyük şirketlerin ve  üniversitelerin kullanabildiği bilgisayarlar iyice küçüldü ve evlere  girmeye başladı.
Mikroişlemci ler, açma kapama anahtarı gibi çalışan milyonlarca  transistörden oluşmaktadır. Bu ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-3905" href="http://www.pcrehberi.org/06/09/2010/bilgisayar-temel-bilgileri/islemci-cpu-nedir-nasil-calisir.html/attachment/1-5/"><img class="alignnone size-medium wp-image-3905" src="http://www.pcrehberi.org/wp-content/uploads/2010/09/1-300x274.jpg" alt="" width="300" height="274" /></a></p>
<p><strong><span style="color: red;">Genel Yapı</span></strong><br />
Bir bilgisayarın en popüler ve en önemli parçası işlemcidir. Kısaca CPU   (Central Processing Unit / Merkezi İşlem Birimi) olarak anılan  işlemciler, adından da anlaşılacağı üzere bir bilgisayardaki işlemleri  yürüten ve sonuçları gerekli yerlere gönderen elemandır.<br />
<span id="more-3904"></span><br />
1971 yılında Intel  firmasının ilk defa binlerce transistörü bir silikon  çip üzerinde birleştirmesinle bilgisayar çağında devrim  gerçekleştirilmiş oldu. Bu şekilde daha önce sadece büyük şirketlerin ve  üniversitelerin kullanabildiği bilgisayarlar iyice küçüldü ve evlere  girmeye başladı.</p>
<p>Mikroişlemci ler, açma kapama anahtarı gibi çalışan milyonlarca  transistörden oluşmaktadır. Bu anahtarların programlanma durumuna göre  elektrik sinyalleri bunların üzerinden akar. Bu sinyaller, bilgisayarın  yaptığı tüm işleri toplama, çıkarma, çarpma ve bölme gibi temel  matematiksel işlemlere indirir. İşlemci de bu işlemleri en basit sayma  sistemi olan ikilik düzen yani sadece 0 ve 1 sayılarını kullanarak  yapar.</p>
<p>Mikroişlemciler her türlü işi ikilik sayma sistemine dökmüştür. Mesela  “Y” harfi ikilik sistemde “1011001” ile ifade edilebildiği gibi kırmızı  gibi bir renk de bunun gibi ikilik tabandaki üç ayrı sayı grubu ile  ifade edilir. Aynı şekilde bir ses veya görüntü kaydı da yine buna  benzer ikilik sayı grupları ile ifade edilirler.</p>
<p>Bu  sayı grupları üzerinde işlem yapmak için işlemci içerisinde bir  takım komut listesinden ibaret bir program mevcuttur. Bu komutlar  işlemciye iki sayının çıkarılması, toplanması yönünde emir verebildiği  gibi klavyeden girilen tercihlere göre bir takım komut satırını atlayıp  (şartlı dallanma &#8211; conditional branch) diğer komut satırlarını icra  etmeye devam edebilir. Yani klavyeden bir soru karşısında gireceğimiz  “E” (evet) veya “H” (hayır) ifadelerine göre program belirli komut  satırlarını icra eder veya etmez. Temel olarak, mikroişlemcinin yaptığı  iş, bitler üzerinde işlem yapmak üzere komutları çalıştırmaktır.</p>
<p><strong><span style="color: red;">Üniteler</span></strong><br />
İşlemci üzerinde komutları icra etme işini uygulama ünite si (execution  unit) ya da fonksiyon ünitesi (function unit) adı verilen üniteler  gerçekleştirir. Modern işlemcilerde değişik komut türlerini işletmek  üzere birden fazla fonksiyon ünitesi bulunur. Çoğunlukla  aritmetik/mantıksal ünite (arithmetic/logic unit)  olarak da anılan  tamsayı (integer) üniteleri tam sayılar ile ilgili işlemleri yapar.  Kayan nokta ünitesi (FPU-Floating Point Unit) ise 5,21 gibi küsuratlı  sayılarla ilgili işlemleri yapar. Bir mikroişlemcide ne kadar fazla  fonksiyon ünitesi varsa aynı anda çalışabilecek komut sayısı da o kadar  artar.</p>
<p><strong><span style="color: red;">Register seti</span></strong><br />
Register ler, işlem anında bir program tarafından kullanılmakta olan  sayıların saklandığı geçici hafıza hücreleridir. Farklı komut ve  register setlerine sahip olan işlemciler birbirlerinin yazılımlarını  çalıştıramazlar.</p>
<p><strong><span style="color: red;">Mimari</span></strong><br />
Mikroişlemciler mimari (architecture) olarak gruplara ayrılırlar. Ortak  mimariye sahip olan    işlemciler aynı komutları tanımakta ve aynı  yazılımları çalıştırabilmektedirler.</p>
<p>En meşhur mikroişlemci mimari si Intel’in x86 işlemcisidir. Intel ilk  x86 tabanlı işlemcisini 8086 olarak 1978 yılında piyasaya sürdü. Daha  sonraki yıllarda yeni nesil x86 tabanlı işlemciler çıkarıldı.  286,386,486, Pentium ve Pentium Pro olarak bu kuşakları görebilmekteyiz.  Pentium II, Celeron, Pentium III, Xeon ve Katmai, altıncı kuşak Pentium  Pro’nun varyasyonlarıdır.</p>
<p>Intel’in haricindeki diğer mimariler ise şunlardır: Modern  Machintosh’larda bulunan PowerPC, eski Mac’lerdeki 68oxo serisi, Digital  ve Compaq’ın güçlü serverlerinde kullanılan Alpha ailesi, Silicon  Grahics’in Mips Rxooo serisi, Hawlett-Packard’ın PARISC’i ve Sun  Microsystems’e ait SPARC’tır.</p>
<p>Mimariler, ortaya çıktıkları dönemin felsefesine göre dizayn edilirler.  1970’lerde veri saklama cihazları ve hafıza bu güne göre çok kısıtlıydı.  Bu kaynakları tasarruflu bir şekilde kullanabilmek için  Intel x86  tabanlı işlemcilerde CISC (Complex Instruction Set Computing &#8211; Karmaşık  komut seti ile hesaplama) diye bilinen  bir mimari kullandı. CISC’ın  karakteristik iki özelliği, değişken uzunluktaki komutlar ve karmaşık  komutlardır. Değişken uzunluktaki komutlar hafıza tasarrufu sağlar.  Çünkü basit komutlar karmaşık komutlardan daha kısadır. Karmaşık  komutlar da iki ya da daha fazla komutu tek bir komut haline  getirdikleri için hem hafızadan hem de programda yer alması gereken  komut sayısından tasarruf sağlar.</p>
<p>İlerleyen yıllarda CISC’in kısıtlamaları ve hafızayı tasarruflu  kullanmanın önemini yitirmesi neticesinde CISC’a rakip olarak RISC  (Reduced Instruction Set Computing &#8211; daraltılmış komut seti ile  hesaplama) ortaya çıktı.</p>
<p>RISC’ın komutlarının uzunluğu sabittir (genelde de 32 bit’tir) ve her  bir komut basit bir işlemi yerine getirir. Bir RISC çipi bu iki  karakteristik özelliği sayesinde, fetch (komutu hafızadan taşıma),  decode (komutun anlamını çözme) ve komutu çalıştırma işlemlerini daha  kolay bir şekilde yapabilir. RISC’ın bir dezavantajı kodun uzamasıdır.  Tüm komutlar gerek olsun olmasın 32 bitliktir. Dolayısıyla RISC  programları CISC programlarından daha fazla hafıza gerektirebilirler.  Buna rağmen decode aşamasının CISC’e göre daha hızlı gerçekleşmesine ek  olarak, çoğu  RISC komutları sabit bir zaman diliminde işlem görür. Bu  da superscalar pipelining teknolojisi kullanan modern işlemciler için  önemli bir özelliktir.</p>
<p><strong><span style="color: red;">Pipelining</span></strong><br />
Pipelining , tıpkı bir fabrikadaki seri üretim bandı gibi çalışır. Bir  fonksiyon ünitesi, her komutun işletilmesini aşamalarına ayırır. Basit  bir pipeline’de beş ya da altı  aşama olabilir. Bir superpipeline’da ise  10 ya da daha fazla aşama olabilir. Böyle bir pipeline’dan aynı anda  birkaç komut birden akabilir. Her komut da ayrı bir aşamada işlem  görmekte olabilir. Superscalar bir işlemcide her birisinin kendisine ait  pipeline’ı olan iki ya da daha fazla fonksiyon ünitesi yer alabilir.  Böyle bir işlemci birkaç komutu birden paralel olarak işletebilir.</p>
<p>RISC bu tekniğe daha da elverişlidir. Çünkü basitleştirilmiş komutlar  pipeline’lardan daha pürüzsüz bir şekilde akarlar ve CISC komutlarının  neden olabildiği tıkanmalara maruz kalmazlar.</p>
<p><strong><span style="color: red;">Cache</span></strong><br />
Cache , çalışmakta olan bir programa ait komutların geçici olarak  saklandığı bir hafızadır. Cache hafızalar, işlemcinin komutları daha  hızlı yüklemesini sağlayan yüksek hızlı hafızalardır. Cache hafızlar,  Level 1 (L1) ve Level 2 (L2) olmak üzere ikiye ayrılırlar. İşlemci  ihtiyaç duyduğu komutu ilk önce L1 cache hafızada arar. Eğer işlemcinin  aradığı komut burada yoksa L2 cache hafızaya bakılır. Eğer burada da  yoksa (cache miss durumu) sırayla, RAM ve HDD üzerindeki sanal hafıza  üzerinde arar. L1 cache hafıza bunlar içerisinde en hızlı olanıdır ve  genellikle işlemcinin üzerine imal edilir. L2 cache hafıza ise L1 e göre  daha yavaş olmasına rağmen gene de hızı çok yüksektir. Bir kısım  işlemcilerde (Celeronların ilk nesillerinde olduğu gibi) L2 cache hafıza  bulmayabilmektedir. Bu durumda L1 cache hafızaya sığmayan komutlar L2  olmadığı için direkt olarak daha yavaş olan RAM a yazılmakta ve  işlemcinin performansı düşmektedir. L2 cache hafıza genelde  işlemcinin  yakınındaki yüksek hızlı hafıza çiplerinden oluşur. Bazı yeni  işlemcilerde (Celeron  300A ve sonrası gibi) L2 cache hafıza işlemcinin  içine  monte edilmiş ve daha hızlı erişim sağlanmıştır.</p>
<p><strong><span style="color: red;">Dünden bugüne x86 işlemciler</span></strong><br />
<span style="color: red;">8086/8088</span><br />
Intel, 16 bitlik 8086 işlemcisini 1978 yılında piyasaya sürdü. Yüksek  seviyeli programlama dillerine ve daha etkin işletim sistemlerine sahip  ilk işlemci olan 8086, IBM uyumlu sistemlerin temelini oluşturdu.  Arkasından çıkan 8088 işlemci ile IBM ilk kişisel bilgisayarı (PC)  piyasaya sürdü. Bu ilk PC’nin 16K hafizası, grafik özelliği olmayan  ekranı  ve bir teyp bandı sürücüsü vardı.</p>
<p>Bu ilk işlemci dış veriyolu olarak 8 biti destekliyordu ve 4.77 MHz saat hızında çalışmaktaydı.</p>
<p><strong><span style="color: red;">80286</span></strong><br />
Kısa bir süre sonra Intel, 80286 işlemcisini çıkartarak PC performansını  yeni bir seviyeye yükseltti. 80286 işlemci 16 bit veriyolunu hem içte  hem de dışta kullanabiliyordu. Bu da  kendinden  önceki işlemcilerden  çok daha fazla ilgi görmesine sebep oldu ve artık PC’ler için daha güçlü  yazılımlar üretilmeye başlandı.</p>
<p><strong><span style="color: red;">80386</span></strong><br />
Intel’in bir kuşak sonraki işlemcisi olan 80386  işlemcisi PC dünyasına  büyük değişiklikler getirdi. SX ve DX modelleri olan bu işlemcinin en  büyük özelliği 32 bit bir işlemci olmasıydı. 286’lardaki veri yolunun  iki katına çıkartılması PC’lerde grafik işlemlerini artırdı. Ayrıca saat  hızının 16 MHz’den 33 ve 40 MHz’e çıkartılması işlemleri daha da  hızlandırdı.</p>
<p><strong><span style="color: red;">i486</span></strong><br />
Intel Nisan 1989 yılında i486 işlemciyi piyasaya sürdü. i486 işlemcisi  entegre bir chiptir. Bu chip dört farklı işlev grubunu (asıl CPU’yu, bir  matematik yardımcı işlemcisini, bir önbellek denetleyicisini ve DX/DX2  modellerinde bir adet genel önbellek, DX4 modellerinde ise iki adet  ayrık 8K  önbelleği) bir bileşende birleştirmektedir. i486 hem içten hem  de dıştan 32-bit yapı kullanır. Saat hızı olarak da 100 MHz’e  ulaşmıştır.</p>
<p><strong><span style="color: red;">Pentium</span></strong><br />
i486 işlemcilerin hızla yaygınlaştığı bir dönemde Intel P5 kod adıyla  tasarladığı yeni işlemci ailesini Pentium adıyla piyasaya sürdü. Dış  veriyolu 64-bit iç veriyolu ise 256-bit olan bu işlemci iki adet ayrık  8K’lık önbelleğe sahiptir. Pentium  işlemci 486’lardan farklı olarak iki  adet tamsayı işlemcisine sahiptir. Kayan nokta işlemcisi de iyice  geliştirilmiştir. Ayrıca 486 işlemcilerde olmayan  Branch Protection  (dallanma tahmini) teknolojisi kullanılmıştır. Bu teknoloji, program  sırasında işletilecek olan dallanma (jump) komutlarının dallanacağı  tahmin edilen kod kümelerinin daha hızlı erişilen bir ortama  kopyalayarak işlenmeye başlanmasına dayanır. Bu şekilde %25 oranında  performans artışı sağlanır.</p>
<p>Pentium işlemciler 0.28 mikronluk BICMOS ve CMOS teknolojisi ile  üretilmişlerdir. 60 MHz, 75 MHz, 90 MHz, 100 MHz, 120 MHz, 133 MHz, 166  MHz, 200 MHz ve 233 MHz saat hızında üretilmişlerdir.</p>
<p><strong><span style="color: red;">Pentium Pro</span></strong><br />
Pentium işlemcilerin yaklaşık iki katı işlemci gücüne sahip olan bu    işlemcilerde 5.5 &#8211; 6.1 milyon arasında transistör kullanılmıştır. +2.9V  besleme gerilimi ile çalışan bu işlemci 166 MHz, 200 MHz, 233 MHz ve 266  MHz  saat hızlarında üretilmişlerdir. Bu işlemci daha çok server  bilgisayarlar için tasarlanmıştır ve x86 tabanındaki işlemciler için  yazılmış tüm yazılımları desteklemektedir. Pentium Pro  öncelikle 32  bitlik programlara ihtiyaç duyar. Bu sebeple işlemcinin tam performansla  çalışabilmesi için Windows NT gibi gerçek 32 bitlik işletim sistemi  kullanılmalıdır.</p>
<p><strong><span style="color: red;">MMX Teknolojisi</span></strong><br />
Intel, 1997’nin başlarında Pentium MMX işlemciyi piyasaya sürerek    Pentium tasarımına yeni bir boyut kazandırdı. Multi Media Extension’ın  kısaltılmışı olan MMX , Pentium işlemcisine 57 adet yeni komutun  eklenmesiyle oluşmuş bir işlemcidir. Yani birkaç komutun yaptığı bazı  işlemler tek komutta toplanmıştır.  Single Instruction &#8211; Multiple Data  -SIMD (Tek Komut &#8211; Çoklu Veri) teknolojisinin kullanıldığı bu  işlemcilerde tek bir komutun getirdiği bir çok işlem paralel olarak bir  arada yapılabilmektedir.</p>
<p>Bu işlemcilerde  multimedya için komut setinin genişletilmesiyle  birlikte L1 önbellek kapasitesi de 32 KB’a yani iki katına  çıkartılmıştır. İşlem performansı söz konusu olduğunda MMX işlemcilerin  verimliliği tartışılmaz.  MMX   işlemcilerin hızlı olmasındaki en büyük  faktör önbelleğin büyüklüğüdür.  Ayrıca MMX işlemcilerde besleme  gerilimi 5V veya 3.2V’tan 2.8V’a düşürülerek işlemci çekirdeğindeki  kayıp performans düşürüldü. Bu sayede yüksek saat hızına rağmen işlemci  daha az ısınmaktadır.</p>
<p><strong><span style="color: red;">Pentium II</span></strong><br />
MMX teknoloji ile yakaladığı performansı Pentium Pro ile birleştiren  Intel Pentium II işlemcileri piyasaya sürdü. Pentium II işlemciler hem  yapı olarak hem de fiziki olarak önceki işlemcilerden farklılıklar  taşımaktadır. Önceki işlemcilerde Soket 7 yi kullanan Intel Pentium II  ile birlikte SEC (Single Edge Contact) adını verdiği ve Slot 1’e girecek  yapıda bir dizayn kullandı.</p>
<p>Pentium II ailesinin ilk modeli 233 MHz hızında üretildi. Arkasından 266  MHz, 300 MHz ve 333 MHz modelleri geldi. Intel bu aşamadan sonra 66  MHz’lik veri yolunun yanında 100 MHz’lik veri yolunu da kullanmaya  başladı ve daha sonra çıkan işlemciler 350 MHz, 400 MHz ve 450 MHz  olarak çıktı.</p>
<p>Pentium II’lerin yapılarındaki ve veriyolu hızlarındaki bu değişiklikler  beraberinde anakartların da çeşidini artırdı. 66 MHz veri yolunu  kullanan Pentium II’ler için 440LX chip set kullanan anakartlar  üretildi. Arkasından 100 MHz veri yolu kullanan işlemciler için 440BX  chip setli (aynı zamanda 66 MHz veri yolunu da destekler) anakartlar  üretildi.</p>
<p>Pentium II ailesinin son ferdi olan 450 MHz den sonra Pentium III’ler piyasaya sürüldü.</p>
<p><strong><span style="color: red;">Celeron</span></strong><br />
Daha çok iş istasyonları ve CAD/CAM gibi geniş uygulamalar için  tasarlanan Pentium II’ler son kullanıcılar için pahalı gelmekteydi. Bu  durumu değerlendiren Intel, son kullanıcılara yönelik yeni bir işlemci  piyasaya sürdü. Celeron  ismini verdiği bu işlemcilerin Pentium II’den  en büyük farkı L2 ön belleğinin olmamasıydı.</p>
<p>Bu serinin ilk ferdi 266 MHz olarak tasarlanmıştır. L2 ön belleği  olmayan Celeronlar Pentium Pro ile aynı performansı göstermektedir. 266  MHz işlemcinin arkasından yine L2 önbelleği olmayan Celeron 300  üretildi.</p>
<p>İlk nesil Celeron işlemcilerin fiyatı çok cazip olmasına rağmen önbellek  gerektiren uygulamalarda yetersiz kalması bu işlemcilere ilgiyi  azalttı. Bu sırada Intel yine bir atak yaparak 128KB L2 önbelleğe sahip  Celeron 300A işlemcisini üretti. Arkasından gelen 333 MHz, 366 MHz, 400  MHz, 433 MHz ve 466 MHz işlemciler 128 KB önbellek geleneğini devam  ettirdiler.</p>
<p>Celeron işlemciler 333 MHz’e kadar Slot-1 yapısında üretilirken (Şekil 3 ) bundan sonra Soket-370 yapısında üretilmiştir.</p>
<p>Bu işlemciler 0.25 mikron CMOS teknolojisi ile imal edilmişlerdir.  Önbellek içermeyen Celeron işlemcilerde 7.5 milyon transistör varken  önbellek içeren işlemcilerde 19 milyon transistör olduğunu görmekteyiz.</p>
<p>Celeron’ların içerdiği 128 KB önbellek işlemcinin içerisindedir ve  çekirdek ile aynı hızda çalışırlar. Bu, Celeron işlemcilerin daha kolay  overclock edilmelerini sağlar. Ancak Pentium II’ler her zaman  Celeron’lara göre daha üstündürler. Çünkü daha önce de belirttiğimiz  gibi Celeron’lar son kullanıcılar için, Pentium II’ler ise daha kapsamlı  işler için tasarlanmıştır.</p>
<p><strong><span style="color: red;">Pentium III</span></strong><br />
Katmai olarak isimlendirilen çekirdekle tasarlanan işlemci, beraberinde  bir çok yenilikler de getirdi. Daha önce MMX işlemcilerde gördüğümüz  (fakat onlardan çok daha karışık) şekilde 70 adet yeni komutla gelen bu  işlemcinin asıl performansı temel yapısındaki değişiklik  olmadığı için  hemen birden bire bilgisayarımızda bir performans artışı  gözlenememektedir. Intel, Pentium III’te de Pentium Pro’dan beri   iyileştirilerek kullanılagelen çekirdek kısmı kullanılmıştır.</p>
<p>İşlemciye 70 adet yeni komut eklenmiş ve bu komutları kullanan  birimlerde değişiklikler yapılmıştır. Bu komutlar MMX’teki gibi belli  bir konuya mahsus komut değillerdir ve üç ana başlık altında  toplanırlar.</p>
<p>Intel’in SIMD (Single Instruction, Multiple Data Parallelism &#8211; Çoklu  Veri Paralelliği Sağlayan  Tek Çevrimli Komutlar) genişletmeleri olarak  adlandırdığı bu komutlar işlemci içinde farklı çalıştırma birimlerinde  işletilirler. Bu   komutlardan ilk 50’si FPU (Floating Point Unit &#8211;  Matematik İşlem Birimi) içerisinde işlenir. Bu şekilde SIMD FPU  komutları normalde onlarca saat çevriminde halledilebilecek 32-bitlik  çarpımları tek bir saat çevriminde yapabilmekte ve bu komutlarda aynı  anda 4 tanesi birden işletilebilmektedir. Bu sayede 3 boyutla ilgili  hesapların yapılma süresi ve MPEG-1 ve MPEG-2 kodlarının çözümleri daha  kısa zamanda yapılabilmektedir.</p>
<p>Bu komutlarla birlikte işlemciye eklenmiş diğer yapısal bir değişiklik  de 8 adet yeni registerdir. Bu yeni register’lar işlemcide yeni SIMD FPU  komutları tarafından kullanılmak üzere  yer alıyorlar. Register’lar  128-bit’lik bir genişliğe sahiptir. Bu sayede birden çok (dörde kadar)  FP ucu bir register’a yüklenebiliyor ya da SIMD komutları bu  register’larda saklanabiliyor. Bu şekilde Intel, RISC işlemcilere göre  en büyük eksiklik olan register sayısının azlığını yavaş yavaş kapamaya  başladı.</p>
<p>Pentium III işlemcilere eklenen komutlardan 12 tanesi “yeni medya”  komutları olarak adlandırılarak MMX ünitesince değerlendirilmektedir.  Daha hızlı işlenen iki boyutlu grafikler ile video oynatımı, MPEG  çözümünde extra hız, codec’lerin kullanılmasında kolaylık ve daha hızlı  istatistiki bilgi kullanılması mümkün olmaktadır.</p>
<p>Diğer 8 adet komut ise Pentium III’ün dış dünya ile konuşmasını sağlayan  bus kontrolörüne eklenmiştir. Bu komutlar sayesinde daha büyük 3D veri  tabanlarının kullanım hızını, düzgün video akışını ve performansı  düşüren hafıza ıskaları konularında işlemler olur.</p>
<p>Daha önce de bahsettiğimiz gibi Pentium II’nin önbelleği işlemci hızının  yarı hızında çalışmaktaydı. Bu durum Pentium III’de de devam etmiştir  ve bu durum performansı bir miktar düşürmektedir. Pentium III’lerin yeni  çıkan bazı modellerinde cache bellek 256 KB’a düşürülmüş ve çekirdek  içerisine konarak işlemci ile aynı hızda çalışması sağlanmıştır. Bu  modellerin sonuna “E” harfi konmaktadır.Ayrıca normalde 100 MHz veriyolu  hızında çalışan Pentium III işlemcilerin yine yeni çıkan modelleri 133  MHz hızında çalışmaktadır. Bu modellerin sonuna da “B” harfi  eklenmektedir. Mesela Pentium III 600EB işlemcisi 133 MHz hızında  çalışan ve 256 KB cache belleğe sahip bir işlemcidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.pcrehberi.org/06/09/2010/bilgisayar-temel-bilgileri/islemci-cpu-nedir-nasil-calisir.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Creative LiveCam Optia AF Web Kamera İncelemesi</title>
		<link>http://www.pcrehberi.org/29/08/2010/bilgisayar-temel-bilgileri/creative-livecam-optia-af-web-kamera-incelemesi.html/</link>
		<comments>http://www.pcrehberi.org/29/08/2010/bilgisayar-temel-bilgileri/creative-livecam-optia-af-web-kamera-incelemesi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Aug 2010 13:54:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgisayar Temel Bilgileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.pcrehberi.org/?p=3816</guid>
		<description><![CDATA[Çözünürlükte sınırları aşan bu webcam ile sohbetlerinizde arkadaşlarınıza çok daha canlı görünün.
Creative LiveCam Optia AF
Görüntü kalitesi sizin için çok önemliyse CMOS sensörlü sıradan internet kameralarının performansından memnun olmayabilirsiniz. Creative LiveCam Optia AF, 2 MP çözünürlüğündeki CCD sensörü ile bir fotoğraf makinesinin sahip olduğu performansa ulaştığını gösteriyor. Cihaz yazılım destekli olarak 3200 x 2400 piksellik fotoğraflar çekebilirken 1600 x 1200 çözünürlüğünde ve 30 fps hızında video kaydı yapabiliyor. Ayrıca üründe bulunan otomatik netleme sayesinde sohbetleriniz sırasında sürekli ayar yapmak zorunda da kalmıyorsunuz. Hem dizüstü bilgisayarda hem de masa üzerinde kullanıma uygun ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çözünürlükte sınırları aşan bu webcam ile sohbetlerinizde arkadaşlarınıza çok daha canlı görünün.<span id="more-3816"></span><a rel="attachment wp-att-3817" href="http://www.pcrehberi.org/29/08/2010/bilgisayar-temel-bilgileri/creative-livecam-optia-af-web-kamera-incelemesi.html/attachment/creative-livecam-optia-af/"><img class="alignnone size-medium wp-image-3817" src="http://www.pcrehberi.org/wp-content/uploads/2010/07/Creative-LiveCam-Optia-AF-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" /></a></p>
<p>Creative LiveCam Optia AF</p>
<p>Görüntü kalitesi sizin için çok önemliyse CMOS sensörlü sıradan internet kameralarının performansından memnun olmayabilirsiniz. Creative LiveCam Optia AF, 2 MP çözünürlüğündeki CCD sensörü ile bir fotoğraf makinesinin sahip olduğu performansa ulaştığını gösteriyor. Cihaz yazılım destekli olarak 3200 x 2400 piksellik fotoğraflar çekebilirken 1600 x 1200 çözünürlüğünde ve 30 fps hızında video kaydı yapabiliyor. Ayrıca üründe bulunan otomatik netleme sayesinde sohbetleriniz sırasında sürekli ayar yapmak zorunda da kalmıyorsunuz. Hem dizüstü bilgisayarda hem de masa üzerinde kullanıma uygun olarak tasarlanmış olan ayak mekanizması kullanım konforunu artırırken boyutları da taşınabilirlik açısından ideal. USB arabirimi üzerinden bilgisayara bağlanan cihazın tabii ki en önemli özelliği, fiyat etiketi. Ancak 149 dolara satılan bu webcam’in ödenen paranın hakkını kesinlikle verdiğini söyleyebiliriz.</p>
<p>Sensör	CCD<br />
Arabirim	USB 2.0<br />
SnapShot Tuşu	Yok<br />
Aydınlatma	Yok<br />
Sensör Çözünürlüğü	1600 x 1200 (2 MP)<br />
Fotoğraf Çözünürlüğü	3200 x 2400 (8 MP)<br />
Netleme	Otomatik</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.pcrehberi.org/29/08/2010/bilgisayar-temel-bilgileri/creative-livecam-optia-af-web-kamera-incelemesi.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Thermaltake Starforce TT-A2266 Soğutucu İncelemesi</title>
		<link>http://www.pcrehberi.org/29/08/2010/bilgisayar-temel-bilgileri/thermaltake-starforce-tt-a2266-sogutucu-incelemesi.html/</link>
		<comments>http://www.pcrehberi.org/29/08/2010/bilgisayar-temel-bilgileri/thermaltake-starforce-tt-a2266-sogutucu-incelemesi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Aug 2010 07:09:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgisayar Temel Bilgileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.pcrehberi.org/?p=3629</guid>
		<description><![CDATA[Uçak motorunu andıran bu fan kasanızın içinde fırtınalar estirecek. Hem de cebinizi yakmadan…
Thermaltake Starforce TT-A2266
Kasanızın içerisindeki standart fanlar uzun çalışma süreleri sonunda ortaya çıkan sıcak havayı dışarı atmakta zorlanıyorsa profesyonel çözümlere yönelmenizin zamanı gelmiş demektir. Thermaltake’in güçlü ve sessiz kasa fanı Starforce bu ay test merkezimize uğrayan en iyi ürünlerden biri oldu. Çünkü zaten soğutma anlamında iyi bir çözüm sunan Starforce bu gücünü rahatça kontrol edebilmenizi sağlayan bir fan kontrol ünitesiyle birlikte geliyor. Kasanın arkasına monte edeceğiniz kontrol ünitesi sayesinde bilgisayarınızın fazla efor sarf etmediği zamanlarda fan hızını düşürerek daha ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uçak motorunu andıran bu fan kasanızın içinde fırtınalar estirecek. Hem de cebinizi yakmadan…<span id="more-3629"></span><a rel="attachment wp-att-3630" href="http://www.pcrehberi.org/29/08/2010/bilgisayar-temel-bilgileri/thermaltake-starforce-tt-a2266-sogutucu-incelemesi.html/attachment/thermaltake-starforce-tt-a2266/"><img class="alignnone size-medium wp-image-3630" src="http://www.pcrehberi.org/wp-content/uploads/2010/07/Thermaltake-Starforce-TT-A2266-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" /></a></p>
<p>Thermaltake Starforce TT-A2266<br />
Kasanızın içerisindeki standart fanlar uzun çalışma süreleri sonunda ortaya çıkan sıcak havayı dışarı atmakta zorlanıyorsa profesyonel çözümlere yönelmenizin zamanı gelmiş demektir. Thermaltake’in güçlü ve sessiz kasa fanı Starforce bu ay test merkezimize uğrayan en iyi ürünlerden biri oldu. Çünkü zaten soğutma anlamında iyi bir çözüm sunan Starforce bu gücünü rahatça kontrol edebilmenizi sağlayan bir fan kontrol ünitesiyle birlikte geliyor. Kasanın arkasına monte edeceğiniz kontrol ünitesi sayesinde bilgisayarınızın fazla efor sarf etmediği zamanlarda fan hızını düşürerek daha sessiz bir çalışma ortamı yaratmanız mümkün. Yine 90 mm çapındaki fan yuvalarına uyumlu olan ürünün kutusundan 80 mm’lik fan yuvası adaptörü de çıkıyor. 3 renk seçeneğiyle piyasaya sürülen Starforce’un bir diğer özelliği de sahip olduğu mavi UV LED’i sayesinde kasanızın içerisinde hoş bir atmosfer yaratması. Özellikle şeffaf yan panele sahip kasalar için bu büyük bir avantaj. Tabii bu sağlam özelliklerin uygun bir fiyatla kullanıcıya sunulması da takdiri hak ediyor.</p>
<p>Ağırlık	140,5 gram<br />
Fan	90 mm<br />
Hız Kontrolü	1300 – 3500 rpm<br />
Güç Beslemesi	12V</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.pcrehberi.org/29/08/2010/bilgisayar-temel-bilgileri/thermaltake-starforce-tt-a2266-sogutucu-incelemesi.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Creative Live! Cam Notebook Ultra Web Kamera İncelemesi</title>
		<link>http://www.pcrehberi.org/28/08/2010/bilgisayar-temel-bilgileri/creative-live-cam-notebook-ultra-web-kamera-incelemesi.html/</link>
		<comments>http://www.pcrehberi.org/28/08/2010/bilgisayar-temel-bilgileri/creative-live-cam-notebook-ultra-web-kamera-incelemesi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Aug 2010 13:52:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgisayar Temel Bilgileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.pcrehberi.org/?p=3811</guid>
		<description><![CDATA[Dizüstü bilgisayarınızda MSN sohbetlerini daha canlı hale getirmenin en kolay yolu.
Creative Live! Cam Notebook Ultra
Günümüzde orta seviye ve üstündeki tüm dizüstü bilgisayarlarda entegre bir kamera zaten bulunuyor ama herkes böyle bir olanağa sahip değil. Öte yandan masaüstü bilgisyaarlarda kullanılmak üzere tasarlanan webcam&#8217;ler ağır ve büyük olabildikleri için devamlı çantada taşımaya uygun değiller. Creative Live! Cam Notebook Ultra tam anlamıyla notebook çantanızın ön gözü için tasarlanmış şık ve ince bir ürün. 1,3 megapiksel çözünürlüğe sahip kameranın şeffaf mandalı notebook&#8217;un ekranına sağlamca tutunuyor. Ancak çok ince ekranlarda biraz sorun yaşamanız ihtimal dahilinde. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dizüstü bilgisayarınızda MSN sohbetlerini daha canlı hale getirmenin en kolay yolu.<span id="more-3811"></span><a rel="attachment wp-att-3812" href="http://www.pcrehberi.org/28/08/2010/bilgisayar-temel-bilgileri/creative-live-cam-notebook-ultra-web-kamera-incelemesi.html/attachment/creative-live-cam-notebook-ultra/"><img class="alignnone size-full wp-image-3812" src="http://www.pcrehberi.org/wp-content/uploads/2010/07/Creative-Live-Cam-Notebook-Ultra.jpg" alt="" width="300" height="300" /></a></p>
<p>Creative Live! Cam Notebook Ultra<br />
Günümüzde orta seviye ve üstündeki tüm dizüstü bilgisayarlarda entegre bir kamera zaten bulunuyor ama herkes böyle bir olanağa sahip değil. Öte yandan masaüstü bilgisyaarlarda kullanılmak üzere tasarlanan webcam&#8217;ler ağır ve büyük olabildikleri için devamlı çantada taşımaya uygun değiller. Creative Live! Cam Notebook Ultra tam anlamıyla notebook çantanızın ön gözü için tasarlanmış şık ve ince bir ürün. 1,3 megapiksel çözünürlüğe sahip kameranın şeffaf mandalı notebook&#8217;un ekranına sağlamca tutunuyor. Ancak çok ince ekranlarda biraz sorun yaşamanız ihtimal dahilinde. Ürünle beraber gelen stereo kulaklığın kablosu üzerinde yakaya tutturulabilen bir mikrofon bulunuyor. Bu ek sayesinde sanal sohbetleriniz çok daha akıcı ve konforlu bir hale dönüşüyor. Tabii ürün notebook&#8217;lara özel olunca kablosu ve aparatlarıyla rahat bir taşıma için ürünle beraber şık bir kılıf da geliyor. Eğer siz de yanınızda sürekli taşıyacağınız bir kameraya ihtiyaç duyuyorsanız kaçırmayın.</p>
<p>Çözünürlük	1,3 megapiksel<br />
Saniyedeki Kare Sayısı	30 fps<br />
Sensör	CMOS<br />
Arabirim	USB 2.0<br />
Manuel Fokus	Otomatik<br />
SnapShot Tuşu	Yok<br />
Aydınlatma	Yok</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.pcrehberi.org/28/08/2010/bilgisayar-temel-bilgileri/creative-live-cam-notebook-ultra-web-kamera-incelemesi.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Antazone AS-N2000 Soğutucu İncelemesi</title>
		<link>http://www.pcrehberi.org/28/08/2010/bilgisayar-temel-bilgileri/antazone-as-n2000-sogutucu-incelemesi.html/</link>
		<comments>http://www.pcrehberi.org/28/08/2010/bilgisayar-temel-bilgileri/antazone-as-n2000-sogutucu-incelemesi.html/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Aug 2010 07:06:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editor</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgisayar Temel Bilgileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.pcrehberi.org/?p=3625</guid>
		<description><![CDATA[Yaz sıcaklarından bunalıp yavaşlayan anakartınızı bu sessiz soğutucu ile ferahlatın.
Antazone AS-N2000
Yaz sıcakları bastırınca en iddialı sistemler bile uzun çalışma süreleri sonunda baygınlık geçirmeye başlar. Bunda maliyeti düşürmek için anakartlarda kullanılan basit köprü soğutucularının etkisi de çok fazla. Antazone AS-N2000, tamamen saf bakırdan imal edilmiş pasif bir kuzey köprüsü soğutucusu. Oldukça iyi tasarlanmış geometrisi ile dar alanlarda bile hiçbir problem yaşamadan kullanılabilen ürünün üzerinde bulunan bakır yapraklar hem ince, hem de sayıca fazla olmaları sayesinde çok başarılı bir soğutma gerçekleştirebiliyor. Biraz zorlu şekilde bir şekilde monte edilebilen ürünün taban kısmı da ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz sıcaklarından bunalıp yavaşlayan anakartınızı bu sessiz soğutucu ile ferahlatın.<span id="more-3625"></span><a rel="attachment wp-att-3626" href="http://www.pcrehberi.org/28/08/2010/bilgisayar-temel-bilgileri/antazone-as-n2000-sogutucu-incelemesi.html/attachment/antazone-as-n2000/"><img class="alignnone size-medium wp-image-3626" src="http://www.pcrehberi.org/wp-content/uploads/2010/07/Antazone-AS-N2000-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" /></a></p>
<p>Antazone AS-N2000<br />
Yaz sıcakları bastırınca en iddialı sistemler bile uzun çalışma süreleri sonunda baygınlık geçirmeye başlar. Bunda maliyeti düşürmek için anakartlarda kullanılan basit köprü soğutucularının etkisi de çok fazla. Antazone AS-N2000, tamamen saf bakırdan imal edilmiş pasif bir kuzey köprüsü soğutucusu. Oldukça iyi tasarlanmış geometrisi ile dar alanlarda bile hiçbir problem yaşamadan kullanılabilen ürünün üzerinde bulunan bakır yapraklar hem ince, hem de sayıca fazla olmaları sayesinde çok başarılı bir soğutma gerçekleştirebiliyor. Biraz zorlu şekilde bir şekilde monte edilebilen ürünün taban kısmı da kuzey köprüsü ile en iyi şekilde temas edebilmek için iyice pürüzsüz hale getirilmiş. Yine iyi bir ısı iletimi için kutuya dahil edilen termal macun da çok kaliteli. Eğer tümleşik grafik işlemciye sahip bir anakart kullanıyorsanız ve ısı sorunu yakanızı bırakmıyorsa AS-N2000 tam size göre.</p>
<p>Malzeme    Saf bakır</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.pcrehberi.org/28/08/2010/bilgisayar-temel-bilgileri/antazone-as-n2000-sogutucu-incelemesi.html/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
